
Marka Hükümsüzlüğü Davası
Marka hükümsüzlüğü davası, uzun yıllar 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (KHK) m.48 hükmüne göre görülmekteydi. Ancak 10

Marka hükümsüzlüğü davası, uzun yıllar 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (KHK) m.48 hükmüne göre görülmekteydi. Ancak 10 Ocak 2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile bu KHK mülga olmuştur.
Günümüz mevzuatında (SMK) bir tescilli marka hakkını sona erdiren temel sebepler şunlardır:
- Markanın iptali,
- Markanın hükümsüzlüğü,
- Markanın yenilenmemesi,
- Marka hakkından vazgeçilmesi.
Marka hakkını sona erdiren hükümsüzlük davası, mahkeme aracılığıyla tescilli bir markanın hukuki zeminde tüm sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasıdır. Bu içeriğimizde marka hükümsüzlük davasının usul ve esasları, tarafları, yargılama süreci ve mahkeme kararlarının sonuçları hakkında detaylı bilgi verilecektir.
Marka Hükümsüzlüğü Nedir?
Marka hükümsüzlüğü; kanuna aykırı şekilde tescil edilmiş bir markanın, mahkeme kararıyla TÜRKPATENT sicilinden tamamen silinmesini sağlayan hukuki bir çaredir. Bu karar, markanın tescil edildiği ilk günden itibaren tüm hukuki sonuçlarını ortadan kaldırır.
Genel olarak marka hükümsüzlüğü kararının temel özellikleri ve doğurduğu sonuçlar şu şekildedir:
- Geçmişe Yönelik Etki (Geriye Etkililik): Hükümsüzlük kararı ileriye dönük değil, geçmişe etkilidir. Karar kesinleştiğinde, markanın tescil tarihinden itibaren doğan tüm etkileri geriye dönük olarak silinir.
- Hukuki Statü: Mahkeme tarafından hükümsüz kılınan bir markanın, hukuk düzeninde aslında hiç tescil edilmemiş olduğu varsayılır.
- Hakların Sona Ermesi: Marka başvuru tarihinden itibaren markaya yasal olarak sağlanan tüm haklar ve korumalar tamamen sona erer ve marka sicilden kalıcı olarak terkin edilir.
- Haksız Rekabeti Engelleme: Bu yargılama yolu; marka hakkını, ticaret unvanını veya alan adı gibi isim haklarını ihlal eden, piyasada haksız rekabet yaratan markalar açısından en kritik koruma kalkanıdır.
Markanın Kısmi Hükümsüzlüğü Nedir?
Hükümsüzlük sebepleri, tescil edilen markanın mal veya hizmet sınıflarının sadece bir kısmı için geçerliyse, mahkeme yalnızca o sınıflar yönünden kısmi hükümsüzlük kararı verir. Örneğin; “A” markası 3. sınıf (parfüm) ve 29. sınıf (süt ürünleri) için tescilli olsun. Sadece 3. sınıfta öncelikli hakkı olan “B” markası dava açtığında, mahkeme A markasının sadece 3. sınıfını hükümsüz kılar, markanın 29. sınıftaki tescili aynen devam eder.
Ancak, SMK .25/5 hükmünde belirttiği gibi, marka örneğini değiştirecek bir şekilde markanın hükümsüzlüğüne karar verilemez.
Marka Hükümsüzlüğü Hukuki Dayanağı 6769 Sayılı SMK
6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) m.25 hükmünde; hükümsüzlük sebepleri, başvuracak kişiler ile zamanaşımı koşullarını düzenlemiştir. SMK m.27 hükmünde ise marka hükümsüzlük kararı verildiği halde hukuki sonuçları ele alınmıştır.
Markanın Hükümsüzlüğü ile İptali Arasındaki Farklar
Marka hükümsüzlüğü ile iptali birbirleriyle çok karıştırılan kavramlardır. Her ikisi de marka hakkını sona erdiren işlemler olsa da aralarında bariz farklar vardır:
- Hukuki Sebepler: Marka hükümsüzlüğü davasının sebepleri, aynı zamanda bir markanın tescil edilmemesi gereken sebeplerdir. Taklit marka, kötü niyet veya fikri hakların ihlali gibi sebeplerdir. Marka iptali ise tescilden sonra ortaya çıkan 5 yıl boyunca markayı kullanmama veya markanın jenerik hale gelmesi gibi nedenlerden kaynaklanır.
- Başvuru Merci: Marka hükümsüzlüğü için mahkemelerde dava açılır. Marka iptali için ise, TÜRKPATENT’e başvuru yapılmaktadır.
- Kararın Etkisi: Marka hükümsüzlüğü geçmişe etkilidir; marka iptali ise, ileriye doğru etki gösterir.
Marka iptali talepleri TÜRKPATENT’e başvurarak yapılmaktadır. Detaylı bilgi için “Marka İptali Nedir? Hangi Şartlarda Gerçekleşir? (15.03.2025 Yönetmelik Değişikliğine Göre) adlı içeriğimizi ziyaret edebilirsiniz.
Marka Hükümsüzlüğünde Gerçek Hak Sahipliği İlkesi
Marka hakkı kural olarak tescil yoluyla elde edilir ve buna hukukta “tescil ilkesi” denilmektedir. Bununla birlikte, bir marka henüz tescil edilmemiş olsa dahi, piyasadaki öncelikli ve uzun süreli kullanımdan dolayı hak sahibi olunabilmektedir. Bu duruma ise “Gerçek Hak Sahipliği İlkesi” adı verilir.
Gerçek hak sahibi; bir marka işaretini ticari hayatta ilk defa kullanan, o işaret üzerinde emek sarf eden ve onu sektöründe tanıtan kişidir. Sektörde sizden önce kullanılan ve bilinen bir markanın tescilsiz olmasını fırsat bilen üçüncü kişilerin, bu işareti kendi adlarına tescil ettirmesi ticari hayatta sıkça karşılaşılan bir haksızlıktır.
Bu tür durumlarda, kötü niyetli tescili yapan kişiler genellikle gerçek hak sahibine marka ihlalinden dolayı ihtarname çekmekte, hatta markayı gerçek sahibine parayla satmayı teklif etmektedir.
Gerçek hak sahipliği ilkesi, marka hükümsüzlüğü davalarında en çok dayanılan ve tescil önceliği kuralını yıkan en güçlü sebeplerden biridir. Nitekim, bir başkasının haksız olarak kendi adına tescil ettirdiği bir markanın, bu ilkeye dayanarak mahkeme kanalıyla hükümsüz kılınması mümkündür.
- SMK m. 6/3 Kapsamında Hak Arama: Kanun koyucu, tescilsiz de olsa ticari hayatta önceden kullanılan ve hak elde edilmiş işaretlerin, sonradan üçüncü kişilerce tescil edilmesini net bir nispi ret ve hükümsüzlük sebebi saymıştır.
- İspat Kriteri: Gerçek hak sahipliğine dayanarak marka hükümsüzlüğü davası açıldığında , davacının o markayı tescil tarihinden önce piyasada yoğun, sürekli ve ayırt edici bir şekilde kullandığını ispat etmesi gerekir. Bu süreçte geçmiş tarihli faturalar, reklam ve tanıtım materyalleri, ürün katalogları ve ticari defterler en önemli delillerdir
Markanın Hükümsüzlüğü Halleri ve Kanuni Sebepler
Bir markanın tescil süreci başlarken, öncelikle TÜRKPATENT tarafından SMK m. 5 mutlak ret nedenleri kapsamında resen incelenir. Bu aşamayı geçen markalar Resmi Marka Bülteni’nde yayımlanır ve üçüncü kişiler bültendeki markalara mutlak veya nispi ret nedenleriyle itiraz edebilir.
TÜRKPATENT’in gözünden kaçan veya hak sahiplerinin itiraz süresini kaçırdığı durumlarda SMK m. 5 ve m. 6 hükümleri davanın temel sebeplerini oluşturur.
Mutlak Ret Nedenlerine Dayalı Hükümsüzlük (SMK m. 5)
Bir marka tescil başvurusu ilk olarak TÜRKPATENT tarafından mutlak ret nedenleri kapsamında değerlendirilmektedir.
Mutlak ret nedenleri kapsamında aykırılık görülmemiş ve yayımına itiraz markalar tescil edilir. Ancak, aynı sebeplerden dolayı marka hükümsüzlük davası açılması mümkündür:
- Marka tescili yapılamayacak işaretlerin olması (SMK m.5/1-a).
- Herhangi bir ayırt edici niteliğe sahip olmayan işaretler (SMK m.5/1-b).
- Ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite veya coğrafi kaynak gibi tanımlayıcı işaretler (SMK m.5/1-c).
- Aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer markalar (Tüketici algısında karışıklık yaratan, uzun cümlelerde tek harf değişikliği gibi örnekler) (SMK m.5/1-ç).
- Ticari alanda herkes tarafından kullanılan veya belirli bir meslek grubunu ayırt eden işaretler (SMK m.5/1-d).
- Malın doğası gereği olan veya teknik bir sonucu elde etmek için zorunlu olan işaretler (SMK m.5/1-e).
- Mal veya hizmetin niteliği, kalitesi veya coğrafi kaynağı konusunda halkı yanıltacak işaretler (SMK m.5/1-f).
- Paris Sözleşmesi’nin 2. mükerrer 6. maddesi uyarınca devlet amblemleri, armalar gibi ret sebepleri (SMK m.5/1-g).
- Tarihi ve kültürel değerler bakımından halka mal olmuş işaretler (SMK m.5/1-ğ).
- Dini değerleri ve sembolleri içeren işaretler (SMK m.5/1-h).
- Kamu düzenine ve genel ahlaka aykırı işaretler (SMK m.5/1-ı).
- Tescilli coğrafi işaret içeren veya ondan oluşan markalar (SMK m.5/1-i).
Marka tescili aşamaları ve yukarıda sayılan mutlak ret nedenleri hakkında detaylı bilgi için “Marka Tescili Ret Sebepleri” adlı makalemizi inceleyebilirsiniz
Nispi Ret Nedenlerine Dayalı Hükümsüzlük (SMK m. 6)
Üçüncü kişilerin daha önceki haklarına dayanan nispi ret nedenleri şu şekildedir:
- Tescilli bir markanın mal veya hizmet sınıfında aynı veya benzerinin tescil edilmiş olması ve karıştırılma ihtimali (SMK m.6/1).
- Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni veya haklı bir sebebi olmaksızın markayı kendi adına tescil etmesi (SMK m.6/2).
- Tescilsiz marka sahibinin ticari hayatta önceden hak elde ettiği markanın tescil edilmiş olması (Gerçek hak sahipliği) (SMK m.6/3).
- Paris Sözleşmesi uyarınca tanınmış markaların tescil edilmesi (SMK m.6/4).
- Türkiye’de tanınmış markalarla haksız yarar, itibar zedelenmesi veya ayırt edici karakterin zarar görmesi ihtimali (Farklı sınıfta olsa dahi) (SMK m.6/5).
- Bir kişinin kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını veya telif hakkı gibi fikri haklarını ihlal eden markalar (SMK m.6/6).
- Süresinde yenilenmemiş ortak marka, garanti markası (3 yıl) veya tescilli markaların (2 yıl) koruma sürelerini ihlal eden tesciller (SMK m.6/7 ve m.6/8).
- Marka başvurusunun kötüniyetle yapılmış olması (SMK m.6/9)
Sayılan SMK m.6 uyarınca hükümsüzlük sebepleri ve marka tesciline itiraz hakkında detaylı bilgi için “Marka Bültenine İtiraz” adlı makalemizden faydalanabilirsiniz
Kötü Niyetli Marka Tescili ve Uygulama Örnekleri
Marka hükümsüzlük dava sebeplerinden bir tanesi de kötü niyetli marka tescilidir. Kötü niyet ticari hayatta farklı şekillerde karşımıza çıkabilir:
- Başka Sınıflardan Tescil Alarak Şantaj Yapma: Piyasada bilinen bir markanın tescilli olmadığı diğer sınıflardan tescil almaktır. Örneğin; 3. sınıfta (parfüm) tescilli ünlü bir markanın 35. sınıfta (e-ticaret/mağazacılık) tescilli olmadığını fark eden kötü niyetli kişilerin bu sınıftan tescil almasıdır. Bu kişiler, gerçek hak sahibinin dijital platformlarda satış yapmasını engelleyerek markayı yüksek bedellerle geri satmayı teklif ederler.
- Eski Ortağın Markayı Kaçırması: Aralarında ticari iş ilişkisi veya ortaklık bulunan tarafların, ayrılık sonrası markayı diğer ortaklardan habersiz kendi adına tescil ettirmesi iradesidir.
- Uzun Yıllar Kullanılan Markayı Fırsat Bilme: Piyasada uzun süredir kullanılan ancak tescili ihmal edilmiş markaların bu durumundan faydalanarak haksız kazanç sağlama amacıyla yapılan başvurulardır.
Marka Hükümsüzlük Davasında Zamanaşımı İstisnası ve Sessiz Kalma Yoluyla Hak Kaybı
Marka hükümsüzlüğü davalarında sadece sadece SMK m.6/1 sebebine dayanılması kapsamında bir zamanaşımı süresi vardır:
- 5 Yıllık Genel Süre (Sessiz Kalma): SMK m. 6/1 uyarınca, sadece aynı veya benzer markaların aynı/benzer mal ve hizmet sınıflarında tescil edilmesine dayanan davalarda 5 yıllık bir hak düşürücü süre söz konusudur. Bir marka sahibi, sonraki tarihli markanın kullanımını bildiği veya bilmesi gerektiği halde 5 yıl boyunca sessiz kalırsa, dava açma hakkını sessiz kalma yoluyla hak kaybına (estoppel) uğratır.
- Kötüniyet Halinde Süresizlik İstisnası: Eğer sonraki tarihli markanın tescilinde açıkça kötü niyet varsa, 5 yıllık zamanaşımı veya hak düşürücü süre uygulanmaz. Kötü niyetli tescillere karşı her zaman, süre sınırı olmaksızın hükümsüzlük davası ikame edilebilir.
Marka hükümsüzlük sebeplerinden SMK m.6/1 haricinde sebeplerin her zaman ileri sürülmesi mümkündür.
Markanın Hükümsüz Kılınamayacağı Haller Nelerdir?
Marka hükümsüzlük davasında SMK m.5 ve 6 hükümlerinden hepsi veya birkaçına dayanılması mümkündür. Ancak, aşağıdaki hallerde markanın hükümsüzlüğüne karar verilmemektedir:
Kullanım Sonucu Ayırt Edici Nitelik Kazanma: Bir marka piyasada ciddi şekilde kullanılması sonucunda ayırt edici nitelik kazanmışsa; SMK m. 5/1-b (ayırt edici olmayan), m. 5/1-c (tanımlayıcı) ve m. 5/1-d (herkes tarafından kullanılan) maddelerine aykırı olarak tescil edilmiş olsa dahi hükümsüzlük kararı verilemez.
- Tanınmış Marka Tescilinde “Haklı Sebep” Varlığı (SMK m. 6/5): Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle bir markanın taklit edilmesi veya onun itibarından haksız yarar sağlanması normal şartlarda bir hükümsüzlük sebebidir. Fakat sonraki tarihli benzer markanın tescil başvurusunda dürüst ve ticari açıdan haklı bir neden mevcutsa, bu markanın hükümsüz kılınması mümkün değildir.
- Yenilenmeyen Markanın 2 Yıl Boyunca Kullanılmamış Olması (SMK m. 6/8): Süresi biten ve yenilenmeyen eski bir markanın aynısının veya benzerinin 2 yıl içinde üçüncü bir kişi tarafından tescil edilmesi normalde hükümsüzlük davasına konu edilebilir. Ancak eski hak sahibinin bu maddeye dayanarak başarıya ulaşabilmesi için, söz konusu 2 yıllık süre içinde markasını fiilen ve ciddi şekilde kullanmış olması şarttır. Eğer eski marka bu süreçte hiç kullanılmadıysa, yeni tescil edilen markanın hükümsüzlüğüne karar verilemez.
Marka Hükümsüzlüğü Davasında “Kullanım İspatı Def’i” (SMK m. 25/7)
Kendisine SMK m.6/1 benzer marka (taklit marka) iddiasıyla marka hükümsüzlüğü davası açan kişiler için SMK m.25/7 hükmünde kullanım ispatı def’i imkanı öngörülmüştür. Davalı tarafça SMK m.19/2 uyarınca markasını ciddi olarak kullanıp kullanmadığını ispat etmesini isteyebilir.
Davacı taraf, Davacı taraf bu kullanımı kanıtlayamazsa, markalar birbirine benzer olsa dahi hükümsüzlük davası reddedilir. Bu savunmanın ileri sürülebilmesi ve sürelerin hesaplanması için kanunda iki farklı denetim dönemi öngörülmüştür:
- Dava Tarihine Göre 5 Yıllık Süre: Hükümsüzlük davasının açıldığı tarihte davacının markası en az 5 yıldır tescilli olmalıdır. Bu durumda davacı, dava tarihinden geriye dönük son 5 yıl içinde markasını ticari hayatta ciddi biçimde kullandığını ispatlamak zorundadır.
- Başvuru Tarihine Göre 5 Yıllık Süre (İkili İspat): Dava konusu olan sizin markanızın başvuru tarihinde, davacının markası zaten en az 5 yıldır tescilliyse durum değişir. Bu halde davacı; hem sizin markanızın başvuru tarihinden geriye dönük 5 yılı hem de hükümsüzlük davasının açıldığı tarihten geriye dönük 5 yılı kapsayan ticari deliller (fatura, katalog, reklam vb.) sunmakla yükümlüdür
Marka Hükümsüzlüğü Davasının Tarafları ve Usulü
SMK m.25/2 hükmü marka hükümsüzlüğü davası açabilecek olan kişileri; SMK m.25/3 hükmü ise, davanın açılacağı tarafı düzenlemiştir.
Markanın Hükümsüzlüğü Davasını Kimler Açabilir? (Davacı Sıfatı)
SMK m.25/2 hükmü uyarınca markanın hükümsüzlüğü için dava açabilecek kişiler:
- Menfaati olanlar: tescilli bir markası taklit edilen veya telif hakkı ihlal edilen kişileri ifade etmektedir;
- Cumhuriyet savcıları;
- İlgili kamu ve kuruluşlarıdır.
Dava Kime Karşı Açılır? (Davalı Sıfatı)
Marka hükümsüzlüğü davası, marka siciline kayıtlı marka sahiplerine yönelik açılmaktadır. Bu davalarda TÜRKPATENT taraf olarak gösterilmemektedir. Birden fazla marka sahibi olması halinde, tüm marka sahipleri taraf olarak gösterilir.
Görevli ve Yetkili Mahkeme Neresidir?
Marka hükümsüzlüğü davasında görevli mahkeme, ihtisas mahkemeleri olan Fikri ve Sınai Mahkemelerinde görülmektedir. İhtisas mahkemesinin kurulmadığı yerlerde Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açılmaktadır.
Marka hükümsüzlüğünün açılacağı yetkili mahkeme ise aşamalı olarak şu şekilde belirlenmektedir:
- Hükümsüzlük talep edilen marka sahibinin yerleşim yeri,
- Marka sahibinin Türkiye’de yerleşim yeri yoksa, marka adına kayıtlı marka vekilinin yerleşim yeri,
- Marka vekili de mevcut değilse Ankara Fikri ve Sınai Mahkemelerinde dava açılması gerekmektedir.
|
Durum / Şart |
Yetkili Mahkeme |
|
Genel Kural |
Hükümsüzlüğü talep edilen (davalı) marka sahibinin yerleşim yeri mahkemesi. |
|
Marka Sahibinin Türkiye’de Yerleşim Yeri Yoksa |
Davanın açıldığı tarihte sicilde kayıtlı olan marka vekilinin yerleşim yeri mahkemesi. |
|
Marka Vekili de Mevcut Değilse |
Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi. |
Marka Hükümsüzlüğü Davalarında İspat Yükü
Bir markanın hükümsüzlüğünü talep eden kişi iddiasını ispatlamakla yükümlüdür. Örneğin; kötü niyetli tescil iddiasına dayandığınız bir davada, kötü niyetin varlığını ispat etmeniz gerekmektedir.
Marka Hükümsüzlüğü Davalarında Uzman Görüşlerinin Rolü
Marka hakkına yönelik açılan hükümsüzlük, tecavüz tespiti veya tazminat davalarında, özellikle marka vekili olan alanında uzman kişilerden bilirkişi raporu alınmaktadır. Düzenlenen rapor, marka hükümsüzlük talep edilen sebeplere göre incelenmektedir. Yargılama sürecinde alınan bu raporlar davanın seyrini belirlemektedir.
Marka Hükümsüzlüğü Davasında İhtiyati Tedbir
Marka hükümsüzlük davasıyla birlikte davacının talep edebileceği 2 önemli ihiyati tedbir talebi vardır:
- Markanın Devrinin Önlenmesi: Mahkemeden yargılama devam ederken, hükümsüzlüğü talep edilen markanın bir üçüncü kişiye devrinin engellenmesi için tedbir talep edilmesi gerekmektedir. Nitekim, davalı dava sürerken markasını devretmesi halinde, dosyada taraf değişikliği olacaktır. Dava, markanın yeni sahibi aleyhine devam edecektir, ancak bu durum davada süre kaybına neden olacaktır.
- Markanın Kullanılmasının Engellenmesi: Hükümsüzlük talep edilen marka, davacı tarafın markasını ihlal edecek nitelikteyse, mahkemeden geçici olarak marka kullanımın durdurulması talep edilebilir. (Marka hakkının ihlali ve açılacak davalar hakkında daha fazla bilgi için için “Marka Hakkının İhlali 2026 | Marka İhlali Davaları adlı makalemizi inceleyebilirsiniz.)
Hükümsüzlük Kararının Hukuki Sonuçları
SMK m.27 hükmünde mahkeme tarafından hükümsüzlük kararı vermesi halinde hukuki sonuçları ve istisnalarını düzenlemiştir. Kural olarak marka hiç tescil edilmemiş sayılır ve tüm haklar sona erer. Ancak, bazı uygulanan hukuki işlemler geçerliliğini korur.
Tescilin Sağladığı Hakların Geçmişe Etkili Olarak Sona Ermesi
Marka hükümsüzlük kararı geçmişe yönelik etkilidir. Hükümsüzlüğüne karar verilen marka tescili hiç yapılmamış sayılmakta ve söz konusu markaya yönelik yapılan tüm hukuki işlemler geçersiz sayılmaktadır.
Zarar Tazmini ve Geriye Yürüme Kuralının İstisnaları
SMK m.27/3 uyarınca hükümsüzlük kararının geçmişse etkili halinin istimnaları düzenlemiştir.
- Karar öncesi marka hakkına tecavüz nedeniyle açılan davalarda kesinleşiş ve uygulanmış mahkeme kararlarını ve
- Karar öncesi kurulmuş ve uygulanmış sözleşmeleri etkilemez.
Uluslararası Marka Hükümsüzlüğü (Menşe Ülke Ofise Bağlılık)
Uluslararası tescil, menşe ofisin tesciline 5 yıl süreyle bağlıdır. Yani, esas başvuru yaptığınız bir ülkede markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi halinde, bu durum doğrudan WİPO bildirilir ve diğer uluslararası tescil kısıtlanır veya ortadan kaldırılır. Örneğin; Türkiye’de bir markanızı uluslararası tescil ettirdiniz ve sonrasına markanızın hükümsüzlüğüne karar verilirse, uluslararası tesciliniz kaldırılmaktadır.
Bu durumda, hangi ülkede markanız tescil edilmişse, başvuru sahibinin iptalin Uluslararası Sicile kayıt tarihi itibariyle 3 ay içinde ulusal marka dönüştürme için başvurmanız gerekmektedir. Ancak, menşe ülke tescilime bağlılık 5 yıl süreyle sınırlıdır.
Fikri ve Sınai Haklar Hukukunda Profesyonel Avukat Desteği
Marka hükümsüzlüğü davası alanında uzmanlık gerektiren bir hukuk dalıdır. Hangi markaların tescil edilip edilemeyeceği konusunda tecrübe gerektirmektedir. Bu kapsamda marka vekili desteği önemlidir. Nitekim, marka vekilleri tarafından marka tescil başvuruların hangisinin olumlu veya olumsuz olarak sonuçlanacağı konusunda uzman kişilerdir. Marka hükümsüzlüğü davasının da ana konusu, esasen tescil edilmemesi gereken bir markanın tescil edilmesidir.
Ofismizde marka vekili avukatlar tarafından hizmet verilmektedir. Hem marka vekili hem de hukuk davalarında tecrübe sahibi avukatlarımızdan hizmet alabilirsiniz. Detaylı bilgi için “Marka Avukatı” adlı sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.
Marka Hükümsüzlüğü Davası Dilekçe Örneği
Paylaştığımız dilekçe örneği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Her somut olayın niteliğine göre münhasır olarak dava dilekçesinin hazırlanması gerekir. Paylaşılan marka hükümsüzlüğü davası dilekçe örneğinin doğrudan veya dolaylı olarak kullanılması halinde hukuk büromuzun herhangi bir sorumluluğu bulunmamaktadır.
Marka Hükümsüzlüğü Davası Yargıtay Kararları
Marka hükümsüzlük davaları uzun süredir Yargıtay dosyalarına konu olmaktadır. Dava açılmadan önce emsal karar araştırma yapılması, davanın olumlu sonuçlanması yönünde büyük katkısı olacaktır.
Önceye Dayalı Kullanım ve Gerçek Hak Sahipliği Emsal Kararlar
Yargıtay 11. HD, 21.11.2006, E. 2005/8931 – K. 2006/12058
“eskiye dayalı kullanım nedeniyle marka üzerinde hak elde eden ki inin marka tescili bulunmasa ve markayı bir şekilde tescil ettiren kimsenin markasının hükümsüzlüğü için dava açılmamı olsa bile bu durumun ispat edilmesi halinde tecavüzün söz konusu olmayacağı kabul edilmektedir.”
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 27.02.2014, E. 2013/13243 – K. 2014/3679
“Dava, davacının markalarına tecavüz edildi i iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ili kindir. Kural olarak marka hakkı bir işareti ilk kez oluşturup kullanan ki iye aittir. Bu husus, öğretide ve uygulamada gerçek hak sahipli i olarak tanımlanmı olup, 556 sayılı KHK’nin hükümlerinde de aynı ilke yer almı tır. Önceye dayalı hak sahibi olan ki i, markanın tesciline itiraz etmemi ve yapılan tescil aleyhine hükümsüzlük davası açmamı olsa bile, tescilli marka hakkı sahibi, bu işareti önceden beri marka veya sair bir tanıtma işareti olarak kullanan ki iyi, bu tanıtma işaretini önceki kapsamı ile kullanmaktan men edemez. Diğer bir deyi le; tescilli marka sahibi daha sonra bu öncelik hakkı bulunan ki iye kar ı dava açarak onu bu işareti kullanmaktan men edemez. (556 sayılı KHK 8/III.mad.)”
· Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2019/1256 – K. 2019/2954
“…iIk derece mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davalı şirketin “ÖZEL DEFNE HASTANES” ibaresini hastane iletim sırasında 16.05.2008 tarihinden bu yana kullandı ı, davalı şirketin belirtilen ibare ile gerçekleştirdiği ticari faaliyetin davacının marka tescil başvurusundan önce oldu u, davalı şirketin bu nedenle 556 sayılı KHK madde 8/3 maddesi kapsamında öncelik hakkına dayalı olarak davacının marka başvurusuna itiraz hakkının bulunduğu…”
Marka Hukukunda Kötü Niyetli Tescil Emsal Kararlar
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 16.07.2008, E. 2008/11-501 – K. 2008/507
“Öncelikle, davalı eyleminin kötü niyetli marka tescili oluşturup oluşturmadı hususu irdelenmelidir. Marka Hukukunda genel olarak kabul gören anlayışa göre, tescil yoluyla sağlanan marka korumasının amacına aykırı biçimde kötüye kullanılması yoluyla baskasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme, marka ticareti yapmak amacına ya da şantaja yönelik başvuru ve tesciller kötü niyetli olarak kabul edilmektedir.”
Yargıtay 11. HD, 25.10.2017, E. 2016/3072 – K. 2017/5707
“… -PY harflerinin davalı markasını yeterince ayırt edici kılmadı 1, KHK 8/1-b maddesi kapsamında iltibasın söz konusu oldu u gerekçesiyle davanın kabulü ile TPE Y DK kararının iptali ile davalı şirket adına tescilli 2010/41638 nolu “SARAY POPPY” markasının tescilli oldu u 30. sınıf yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine” karar verilmiştir.”
Markalarda Ayniyet ve Ayırt Edilemeyecek Kadar Benzerlik Emsal Kararlar
Yargıtay 11. HD, 12.10.2010, E. 2008/14092 – K. 2010/10118 (Gökpain Kararı)
“…ayırt edilemeyecek kadar benzerlik sonucuna ulaşabilmek için karşılaştırılan işaretlerin bir bütün olarak tüketici kitlesi nezdinde bıraktıkları izlenimin dikkate alınması gerekti i sonucuna varmıştır. Buna göre, karşılaştırılan markaların grafik tasarımdan oluşan ekil ve kelime unsurlarıyla birlikte karma nitelikleri, görünü, yazılı ve düzenleniş biçimleri itibarıyla bıraktıkları genel izlenim değerlendirmeye alınmalı ve bu genel izlenim sonucunda ortaya çıkan benzerli in de ayrıca karıştırılma ihtimali de değerlendirilmesi yapılmasını gereksiz kılacak derecede güçlü ve açık olması aranmalıdır. Aksi halde 5/1-ç anlamında bir ret gerekçesi ortaya çıkmayacaktır.”
Tüketici Nezdinde İltibas ve Karıştırılma İhtimali Emsal Kararlar
Yargıtay 11. HD, 11.10.2017, E. 2016/2453 – K. 2017/5235 (QPETROL / OPET Kararı)
“TPE tarafından QPETROL markasının tescili talebinin reddi nedeniyle kurum kararının iptali için açılan davada mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, davacının “QPETROL” başvuru markasıyla TPE dışındaki davalının “OPET” ve “OPET + ekil” ibareli tescilli markaları arasında görsel olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulundu u, davacı markasının başındaki “Q” işaretinin “O” eklinde okunması ve görülmesinin kuvvetle muhtemel olduğu, 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesinde belirtilen iltibasın bulundu u, aynı mal ve hizmet sınıflarında kullanıldı ı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.”
Sonuç
Marka hükümsüzlüğü davası, TÜRKPATENT siciline kayıtlı markaların sicilden silinmesi ve marka hak sahipliğinin sona ermesi için açılmaktadır. Aslında, kanunen tescil edilmemesi gereken markaların tescil belgelerinin iptal edilmesidir.
Marka hükümsüzlüğü SMK m.5 mutlak ret nedenleri ile SMK m.6 nispi ret nedenlerine dayanılarak talep edilmektedir. TÜRKPATENT’in esas incelemesinde göz ardı ettiği veya marka bültenine itiraz edilme süresinin kaçırılması halinde ikame edilmektedir.
Marka hükümsüzlük davasını; hak sahipleri, Cumhuriyet Başsavcılıkları ve ilgili kamu ve kuruluşları tarafından ikame edilmektedir. Dava, marka siciline kayıtlı marka sahiplerine karşı açılmaktadır.
Sadece SMK m.6/1’de düzenlenen aynı veya benzer markaların aynı veya benzer mal ya da hizmet sınıflarında tescil edilmiş olması halinde 5 yıllık zamanaşımı süresi vardır. Diğer marka hükümsüzlük sebeplerinde herhangi bir zamanaşımı süresi yoktur.
Markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesiyle birlikte, daha önce tescil edilmiş bir marka kanunen hiç doğmamış sayılır. Ancak, hükümsüzlük kararı öncesinde uygulanmış ve sona ermiş sözleşmeler bu karardan etkilenmez.
Sıkça Sorulan Sorular
Marka hükümsüzlüğü davası ortalama ne kadar sürer?
Yargılama esnasında alınacak bilirkişi raporu, rapora beyan ve karar süreci ortalama 1 ila 1,5 yıl arası sürmektedir.
Hükümsüzlük kararı sonrası marka sicilden nasıl terkin edilir?
Mahkeme tarafından verilen karar TÜRKPATENT’e gönderilmektedir. TÜRKPATENT, mahkeme kararına istinaden kendilerini ilgili markayı sicilden terkin etmektedir.
Dava sürerken marka devredilebilir mi?
Davacı tarafça markanın devredilmesi mümkündür. Davalı taraf için ise, devri engelleyen bir ihtiyati tedbir kararının olmaması gerekmektedir. Uygulamada da davalı tarafın değişmesini engellemek amacıyla tedbir kararı alınmaktadır.
Hükümsüz kılınan bir marka ileride tekrar tescil edilebilir mi?
Marka üzerinde herhangi bir değişikliğe gidilmeden tekrar tescil edilmesi mümkün değildir. Ek ayırt edici işaretler eklenerek, hükümsüzlük sebebi olan markayla karıştırılma ihtimali ortadan kalkarsa, tekrar tescil başvurusunda bulunabilir.
Marka hükümsüzlük davası için arabuluculuk şart mı?
Hayır, doğrudan sicile kayıtlı marka sahibine karşı dava açılmaktadır. Zorunlu dava şartı arabuluculuğa tabi değildir.
Marka hükümsüzlüğü kesinleşmeden icraya konulabilir mi?
SMK m. 162 uyarınca hükümsüzlük kararları kesinleşmeden marka sicilden silinemez. Yargıtay dahil tüm kanun yollarının tüketilmesi gerekmektedir.
Yasal UyarıBu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Somut durumunuz için bir avukata danışınız.
Bu konuda hukuki desteğe mi ihtiyacınız var?
Şafak & Koparan Hukuk ve Danışmanlık olarak akademik birikim ve sektörel tecrübeyle yanınızdayız. Durumunuzu bir ön görüşmede birlikte değerlendirelim.



